İSTANBUL (AA) - Medipol Mega Üniversite Hastanesi'nden Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Eren Toplutaş, epilepsi hastalığında erken ve doğru teşhisin, hastaların yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini vurguladı.
Epilepsi, beynin anormal elektriksel aktiviteleri sonucu ortaya çıkan ve tekrarlayan nöbetlerle seyreden nörolojik bir hastalık olarak her yaş grubunda görülebiliyor. Özellikle çocukluk ve yaşlılık dönemlerinde daha sık rastlanan epilepsi, dünya genelinde yaklaşık 65 milyon kişiyi etkilerken, Türkiye'de bu sayının 700 bin ile 1 milyon arasında olduğu tahmin ediliyor.
Epilepsi hastalarının yüzde 70'i uygun tedaviyle nöbetsiz bir yaşam sürerken hastaların yaklaşık yüzde 30'unda ise nöbetler kontrol altına alınamıyor.
Uzmanlar, epilepsi hastalarının toplumdaki yanlış önyargılar nedeniyle sosyal yaşamda zorluklar yaşadığını ve etkin tedaviye erişimlerinin de bu durumdan olumsuz etkilendiğini ifade ediyor.
26 Mart Dünya Epilepsi Farkındalık Günü kapsamında AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Nöroloji Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Eren Toplutaş, epilepsinin sadece kasılma ve bilinç kaybı gibi belirtilerle değil, anlık sıçrama veya dalma gibi hafif semptomlarla da ortaya çıkabildiğini söyledi.
Hastalık vakalarının bazen çok nadir görülen semptomlarla tespit edilebildiğini belirten Toplutaş, "Çok farklı geçici klinik tablolar görülebilir. Mesela sadece alkışlama atağıyla kliniğe başvuran bir hastaya epilepsi teşhisi koyduk. Hastanın o ataklar esnasında bilinci açık ama bir alkışlama isteği geliyordu ve nöbeti saniyeler içerisinde sona eriyordu. Hastaya epilepsi teşhisi koyduk ve tedavisine başladıktan sonra bu bulguların azaldığını gördük." diye konuştu.
- İlaç tedavisiyle başarı oranı yüzde 70'e ulaşıyor
Toplutaş, epilepsi hastalığında anti-nöbet ilaçlar önerdiklerini kaydederek, şu bilgileri paylaştı:
"Her üç hastadan ikisi bu ilaçlarla tamamen nöbetsiz bir şekilde hayatlarını devam ettirebiliyorlar. İlaçlarını düzenli bir şekilde kullanan ve doktor kontrollerini aksatmayan hastalarda nöbetler görülmüyor. Bu şekilde hastalar günlük hayatlarına olduğu gibi devam edebiliyorlar. Daha sonra eğer hastanın nöbetleri kontrol altına alındıysa, kontrollerde ilacı azaltmak bazen kesmek mümkün olabiliyor."
Epilepsi tedavisinde erken teşhisin hastanın yaşam kalitesini doğrudan etkilediğini belirten Toplutaş, doğru teşhis ve zamanında müdahalenin hastanın sosyal yaşamını olumlu yönde etkilediğini söyledi.
Toplutaş, şöyle devam etti:
"Çok sık karşılaşılan kasılma-titreme ve bilinç kaybı atakları, epilepsiye teşhis konulmasını kolaylaştırabiliyor. Ancak bazı alışılmadık ve geçici durumlar da epilepsinin belirtisi olabiliyor. Bu tür atakların doğru ve erken teşhis edilmesi, hastanın gereksiz tıbbi müdahalelere maruz kalmasını engelliyor ve sosyal yaşamını olumlu yönde etkiliyor. Hastalığa zamanında tanı konulmadığında ise hasta hem sosyal açıdan olumsuz etkileniyor hem de bu geçici ataklar doğru şekilde tanımlanamadığında gereksiz tedavilere başvurulabiliyor."
- Nöro-modülasyon gibi ilaç dışı yöntemler umut vadediyor
Epilepsi tedavisinde son yıllarda yaşanan gelişmeler arasında, beyin görüntüleme tekniklerindeki ilerlemelerin önemli bir yer tuttuğunu belirten Toplutaş, ilaç tedavisinin halen temel yöntem olduğunu ancak bazı hasta gruplarında farklı yaklaşımların da mümkün hale geldiğini söyledi.
Toplutaş, beynin belirli bölgelerinden kaynaklanan nöbetlerin, yüksek çözünürlüklü EEG ve manyetik rezonans görüntüleme teknikleriyle tespit edilebildiğini ifade ederek, "Bu sayede o bölgeyi bazen cerrahi olarak çıkarmak ve hastalarda tamamen nöbetsizlik sağlamak mümkün hale gelebiliyor. Hastalığı bu şekilde tamamen ortadan kaldırma şansımız oluyor." dedi.
İlaç dışı yöntemlerin de epilepsi tedavisinde denenmeye başlandığını belirten Toplutaş, "Bunlar invaziv olmayan, girişimsel olmayan nöro-modülasyon yöntemleri. Bu nöro-modülasyon yöntemleri kabaca işte elektrik stimulasyonu veya manyetik stimulasyon gibi yöntemler olabilir. Bu gibi hastaya ağrı-sızı oluşturmayan, kafa tası üzerinden uygulanan elektriksel ve manyetik stimulasyon uyarım yöntemleri epilepsi hastalarında deneniyor." şeklinde konuştu.